Pocket

Abaka Han Kimdir ?

Abaka Han,

İlhanlı hükümdarı (Şubat 1234’de Moğolistan’da doğmuş 1282 yılında Hemedan’da (Bugünkü İran’da ölmüştür). Cengiz Han’ın torunu ve İlhanlılar devletinin kurucusu Hülagû Han’ın ve Yesuncin Hatun’un (üvey annesi Dokuz Hatun) on dört oğlunun en bü­yüğüdür.
Abaka Hân yaşça büyük ve çok sevilen Hülagû Han’nın ve Yesuncin Hatun’nun oğullarıdır. Üvey annesi Dokuz Hatun Kerait prensesi, hevesli bir Nesturi Hırıstiyan taraftarı birisiydi. Yönetimi sırasında Hırıstiyanlara karşı yumuşak davranırdı. Ayrıca Budizm dinine ve atalarının dini olan Göktanrı’ya  (Gök Tengri)  karşı bağlıydı.

Dedesi Cengiz Hân ve babası Hülâgû gibi adaletli bir kimse olan Abaka Hân’ın çocukluğu ve gençliği, doğduğu yer olan Moğolistan’da geçti. Babası ile birlikte 1256’da İran’a geldi. Önce Horasan valiliğine ta­yin edildi. Hülâgû’nun Ölümü üzerine emîrler, hatunlar ve şehzadelerden te­şekkül eden kurultayca babasının yeri­ne getirildi (1265). Aynı yıl Bizans İmparatoru VIII. Mihail’un gayrimeşru kızı Maria Despina (Maria Despina Palaiologina) ile evlendi. Fakat hükümdarlığı Büyük Hân Kubilay tarafından ancak beş yıl sonra tasdik edildi Abaka Hân, hükümdar olduktan sonra, Kuzey Azerbaycan hâkimiyeti dolayısıy­la önce kuzey komşusu Kıpçak Hanlığı ile mücadeleye girişti ve onlara karşı Kür ırmağı sahilinde bir set kurdurdu. Ancak Kıpçak Hanı Berke Han’ın ölümü ile (1266) bu mücadele sona erdi. Diğer taraftan doğuda Çağatay Hanlığına sa­hip olan ve Horasan’da hak iddia eden Barak Han’ın kalabalık bir ordu ile Ho­rasan’a girmesi, Abaka Hân’nın bu tarafa yönelmesine sebep oldu. Maiyetinde güçlü ve silâhlan mükemmel bir ordu ile Horasan’a giren Abaka Hân, Gazne’den Sind suyuna kadar olan yerleri kendisi­ne bırakmak şartıyla Barak Han’a sulh teklifinde bulunduysa da Barak Han bu teklifi kabul etmedi. Bunun üzerine 1270 yılında Herat yakınlarında meyda­na gelen savaşta onu mağlûp ederek Horasan valiliğine kardeşi Yesudar Oğul’u tayin etti.

İslâmiyetin yayılmasını önlemek için Cengiz Yasası’nı en şiddetle uygulayan Moğol hükümdarıdır. Döneminde İran’da Şii hareketi gelişmeye başlamış, Memluk Sultanı Baybars ve Altın Ordu İmparatoru Berke ile mücadele etmiş ancak her iki cephede de yenilmiştir.

Abaka Hân’da bazı siyasî düşüncelerle babası Hülâgû gibi Hıristiyanlara yaklaştı ve onların Müslümanlara, özellikle kutsal topraklar yüzünden Memlükler’e olan düşmanlıklarından faydalanmak istedi. Bu yüzden Memlükler’le babası zama­nında başlayan mücadeleye devam ederek onlara ağır bir darbe vurabil­mek için Avrupa İle kurulmuş münasebetleri geliştirdi. Bununla ilgili olarak önce 1268’de Papa X. Gregore’a bir elçi gönderdi, daha sonra 1274 ve 1276’da da bu tür teşebbüslere devam etti. Ay­nı şekilde 1278’de Papa III. Nikolaus’dan da Abaka Hân’a elçiler geldi. Fakat bütün bu teşebbüslerden olumlu bir sonuç sağlanamadı ve Abaka Hân Memlük­ler’le tek başına mücadele etmek duru­munda kaldı.

Nitekim İlhanlılar’a tâbi olan Anadolu Selçuklu Devleti’nin yar­dım istediği Memlûk Sultanı Baybars. Anadolu’yu “Tatar Tahakkümü”nden kurtarmak için harekete geçti ve Elbis­tan ovasında bir Moğol ordusunu boz­guna uğrattı. Ancak Anadolu beylerinden vaad edilen yardı­mı göremeyen Baybars, Kayseri’ye ka­dar ilerlemiş olmasına rağmen geri çekilmek zorunda kaldı. Abaka Hân birkaç yıl sonra Gürcü ve Ermeni kral­lıkları kuvvetlerinin de bulunduğu bir orduyu kardeşi Mengü Timur kuman­dasında Memlükler üzerine gönderdiy­se de bu Moğol (İlhanlı) ordusu Suriye’de Hu­mus yakınlarında Memlûk kuvvetleri tarafından mağlûp edildi. (Ağustos 1281) Bu mağlûbiyete son derece üzülen Aba­ka Hân üzüntüsünü içki ve eğlence ile gi­dermeye çalıştı 1 Nisan 1282 senesinde  Hemedan’da öldü. Bazı kaynaklar onun zehirlenerek öldürüldüğünü, bazıları ise tutulduğu bir hastalıktan kurtulamadığını kaydederler. Abaka Hân ‘ın ölümünden sonra yerine yeni Müslüman olan kardeşi Ahmet Teküder Hân geçti.

Abaka’nın ölümünün ardından İstanbul’a dönen karısı Maria, rahibe olarak 1285 yılı civarında bugünkü Fatih semtinde bulunan Kanlı Kilise’yi kurmuştur.

Abaka Hân’nın on yedi yıl süren hüküm­darlığı zamanında ülkede iç karışıklık görülmemiş, istilâ edilen yerlerdeki hal­kın ezilmesine karşı, İlhanlı tebaası ver­gilerin hafifletilmesi sebebiyle nispeten rahatlamıştır.

Yazar : Tolga Abidin Baklar

 

Kaynakça

1-      İbn Şeddâd, Baybars Târihi Itrc. Şerefeddin Yaltkaya), İstanbul 1941.

2-      Ebü’l-Ferec, Târih (trc. Ö. Rıza Doğrul), An­kara 1950

3-      Reşîdüddin, Câmi’u’t-tevârîh (nşr. K. Jahn), ‘s-Gravenhage 1957.

4-      İbnü’l-Füvatt el-Haüâdişü’l-câmi’a (nşr. Mustafa Cevâd), Bağdad 1351.

5-      Yünînî, Zeylü Mir’âti’z-zamân, Haydarâbâd 1960-61.

6-      Vassâf. Târih, Bombay 1269.

7-      Hamdüllâh-i Müstev-fi, Târîh-i Güzîde (nşr. Abdülhuseyn-i Nevâî), Tahran l339

8-      Mufaddal b. Ebü’l-Fezâil. en-Nehcü’s-sedîd (nşr. E. Blochet), Paris 1911.

9-      Mirhând. Ravzatü’ş-şafâ, Leknev 1332.

10-  B. Spuler, İran Moğolları (trc. Cemal Köprülü), Ankara 1957.

11-  B. Spuler, “Ükhâns”, Ef (Fr), III. 1149-1150;

12-  W. Barthold. “Abaka”, İA.

13-  P. Jackson. “Abaqa”, Elr

14-  Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi